7 Ekim 2010 Perşembe

Şimdi tekrar O'na iltica etme vaktidir...

İnsan dönem dönem, O'ndan uzaklaşıyor. Dünya öyle bir tatlı geliyor ki, unutuveriyorsun geri kalan herşeyi. Hani çizgifilimlerde olur ya, erkek kedi parfüm sıkar üstüne, diğerini kandırıp istediği yere getirmek için. O diğeri de parfümün kokusunu alınca, uçarak gider kokunun peşinden. Orda bir yerde saklanan kedi pat diye kafasına bir tava geçirir. İşte kafasına yediği o tava, o kokunun tuzak olduğunu anlatır kediye...

Dünya da aynen böyle yapıyor insana. Birkaç göstermelik güzel şey sunuyor sana, kendinden geçip gidiyorsun peşinden. Sonra bir tokat yiyorsun... Kendine getiriyor bu tokat seni. Gözün açılıyor, bakıyorsun ki herşey yalanmış. Yokmuş aslında o güzellikler, kandırmaca imiş.. Seni tuzağına çeken dünyanın aldatıcı iksirlerinden birisiymiş.

Çok şükür ki, tam zamanında kafama tavayı yiyorum. Tam kaybetmeye yakınken tava sert bir şekilde çarpıyor kafama. Son iki günde güzel bir tokat yedim şükür :) Genelde bu tokat hep aynı yerden geliyor. Hep  aynı zayıf noktaya vuruluyor. Ve ben yine şükrediyorum o zayıf noktam olduğu için. Ya olmasaydı? Ya tokat yiyemeseydim? Nasıl uyanırdım...

Şimdi tekrar ona iltica etme, mülteci olma vaktidir. Ben geldim, kabul edermisin deme vaktidir. O her zaman kabul eder biliyorum, ama ben yine de sormak istiyorum.. Bizi kabul eder misin?

1 yorum:

  1. O hep kabul eder, yeter ki biz cikalim O'nun huzuruna...

    He bir de zamanin da uyanmak onemli o jan janli dunyadan :)

    YanıtlaSil